Yedi Kıta Tarih Dergisi
Türkçe Konuş
haber oku

“Çerkesler” – Cemil Biçer Yazdı

admin ~ 15 Ağustos 2019 ~ Köşe Yazıları, Manşet, Siyaset ~ 98 Kez Görüntülendi. A- A+

Bu yazımı yazarken çok zorlandım, etnisitem üzerine yazı yazmamın etik olup olmayacağı konusunda tereddütlerim vardı.

Yaşam felsefemde insanlar arasında kesinlikle din,dil,etnik köken,ırk,felsefi inanç..vb konularda pozitif veya negatif ayrımcılık yapmam ve yapanları da şiddetle ret ederim..-desem de sonuçta etten kemikten ve duygulardan oluşmuş bir biyolojiye sahibiz mikro ölçekli de olsa aidiyetlerimiz konusunda objektif olamıyoruz.

Çerkesler hakkındaki yazıma başlamadan değişik zamanlarda Çerkes halklarını tanıma şansına sahip olmuş tarihsel kişiliklerin Çerkesler hakkındaki düşüncelerini belirtmek istiyorum.

-Mustafa Kemal Atatürk :

Çerkesler kendi varlıklarını Türkiye’nin kurtuluşu, varlık ve bağımsızlığıyla ilişkili görmüşler ve buraya kalplerini bağlamışlardır.

“Çerkesler başlangıçtan beri olağanüstü duyarlı oldular. Herhalde eski çağlardan beri kendi yurtları olan Kuzey Kafkasya’da bağımsız yaşamak arzusunu duymuşlar ve bunun için çalışmakta bulunmuşlardır … Ve bizimle de içten ilişkilerde bulunmuşlardır. O derece ki kendi canları, kendi varlıklarını Türkiye’nin kurtuluşu, varlık ve bağımsızlığıyla yakından ilişkili görmüşler ve buraya kalplerini bağlamışlardır.”

Ürdün Prensi Ali Bin Al Hüseyin;

Giderek değişen, kötüleşen, çirkinleşen, paranın egemenleştiği bir dünya yerine,

Tarihlerinde hiç hapishane yapıları olmamış Çerkes halklarının medeni yaşamının örnek alınacağı yeni bir dünya hayatına olan ihtiyaç her gün biraz daha artmaktadır.

Evliya Çelebi – Seyahatnâme (1666):

Bu Çerkes milleti gayet şiddetli ve gazaplı melun adamlar olup,amma gayetli cesur ve yararlı namdar yiğitlerdir.Kendi barutlarını kendileri imal ederler.

Yaşar Kemal :

Çerkesler büyük bir halktır, küçük halk yoktur zaten. Çerkesler topraklarını hiçbir zaman hiç kimseye vermek istemediler, o yüzden de sürgün olmuşlar.

Galip gelmiş Ruslar ve sürgüne gelmişler.

Sürgünde de Osmanlı çok iyi davranmamış Çerkeslere. Balkanlar’a yerleştirmişler, neden Balkanlar’a da Anadolu değil.

Onları da tekrar Arapların içine göndermişler, bu da acayip bir şey! Cumhuriyet devrine gelince, gene yabancı saymışlar.

Arap Tarih bilgini, gezgin Abdül Hasan El Mesudi (MS. 950) :

“Bu kadar temiz ve beyaz tenli, ince belli, güzel kadınlar ve yakışıklı, bahadır ve cesur erkekler, herhalde dünyanın başka memleketlerinde yoktur.”

Osmanlılı Hattat Haşim Efendi (1820) :

“Çerkes hanımları saç bakımı için özel hizmetçiler, yani bir tür kuaför kullanırlar.Biz gerçi bu insanlara dağlı diyoruz ama İstanbul’un konaklarında oturan nazenin hanımlar bunları görse taklit etmeye özenirler.”

Leonti Lyulye – Fransız yazar, Çerkesyeyı ziyareti sırasındaki izlenimleri :

“-Çerkesya’da dilenci yok, aşırı zenginde yok.

-Burada, Çerkeslerin birçok kez tanığı olduğum üstün bir meziyetinden söz etmeyi gerekli görüyorum.

Bu, düşünceleri ortaya koymaktaki rahatlık ve hitabet gücü, kurallara uygun olarak yaptıkları tartışmalarda gösterdikleri ifade yeteneğidir.

-Çerkeslerde gelenekler, her türlü yasadan güçlüdür.

-Hiçbir düğün ve cenaze göremezsin ki hemen-hemen bütün bölgenin insanları katılmış olmasın.

-Çerkeslerin sosyal hayatlarında geçerli olan kurumlaşmalar, kişileri, ahlaki ve entelektüel açılardan olağanüstü derecelerde geliştirerek onları, modern ülkelerin halklarından çok daha gelişmiş kişiliğe sahip insanlar durumuna getirmiştir.

-Bu hikmet ve irfan, bir Çerkes’i bulunduğu yerden yükselterek, onu, gücün ve şerefin doruklarına çıkarmaktadır.”

-Rauf Raif Denktaş :

Kızıma sık sık Çerkes olduğunu hatırlatıp, davranışlarına dikkat et şeklinde nasihat ediyorum.

Muhittin İzzet Kandur :

Anthony Quinn ile beraber Kazablankaya gittik.. O beni Rus sanıyordu Çerkeslerle ilgili bir şey söylemedim bilmeyeceğini sanıyorum.

Deniz kıyısında ismi Rasputin olan bir lokantaya girdik. Mekana girdiğimiz an lokanta sahibi bizi karşılayıp Hollywood yıldızını içtenlikle selamladı.

Gösterişli bir törenle bizim için hazırlanmış büyük masaya oturduk.

Ouinn masamıza içki getiren lokanta sahibine:

– Bak sana bir hemşerini getirdim.

Elli’li yaşlardaki tıknaz kel bir adam olan lokanta sahibi bir bana bir Quinne tuhaf tuhaf baktı ve Çerkesce:

– SEN ÇERKESMİSİN diye sordu?

O ana kadar duyduğum en duru aksanla sormuştu, ana dilim konuşulunca bir anda afalladım ve ayağa kalkarak tabi ki Çerkesim deyince, neşeli kahkahalar atarak beni kucakladı hemen garsonlarını çağırıp özel şaraplarını getirtti.

Masamıza oturarak heyecanla kaç gün kalacağımı eve götürmek istediğini ailesi ile tanıştırmak istediğini söyledi. Bir anda iki Çerkesin buluşmasının etkisiyle şaşkın şaşkın bize bakan Anthony Quinn ilginin kendisinden gitmesini hoş bir espri yaparak:

– Hey çocuklar burada yıldız benim dedi…

Sultan ona dönüp bu adamı bana getirdiğiniz için size minnettarım anadilimi konuşmayalı belki 30 sene olmuştu dedi.

Antony Quinn biraz evvel hangi dili konuşuyordunuz diye sordu?

Bunun üzerine ona Çerkesleri tarihçesini uzun uzun anlattım ilgiyle beni dinledi..

İngiliz Yarbay G. Poullet Cameron (1845) :

“Çerkesler , dik duruşları, zarif endamları ve şık kıyafetleriyle, vakur tavırları ve kibar hareketleriyle sanki ömürlerini bu dağlarda, vahşi olaylar içinde değil, imparatorluk saraylarında geçirmişler gibiydiler. …

Elleri kama ve kılıçlarının kabzalarından hiç ayrılmıyordu.

O akşam iki önemli şey öğrendim.

Çerkesler, ülkelerinin güzel dağlarına, muhteşem vadilerine kutsal bir varlık gibi bağlıydılar ve ne servet, ne makam, ne şan, ne de hırs; onları asla bu sevgiden vazgeçiremeyeceği gibi, yurtlarını da asla unutmayacaklardır.”

-Aziz Üstel :

Ben Çerkes değilim, ama bunca yıllık ömrümde hiç kaltaban Çerkes tanımadım.

Hepsi mert, dürüst insandı. Tek “suçları” siyaseti beceremezlerdi.

“Siyaset ayrı bir dna gerektiriyor. Bu da Çerkeslerde yok. Yalan dolan bilmez, verdiği sözün ardında öldürsen durur.”

-Claude Farrere – Fransız Yazar :

Çerkes kendinden başka bir şey değildir ve başka hiç bir toplum Çerkesler gibi değildir.

-Tolstoy :

Çerkesler temiz denizde yaşayan deniz kestanesi gibidir.

Gidip üzerine basmadıkça, dikenleri ayağınıza batmaz.

***

Tolstoy’un tarihi kişiliği ve karakteri Evrensel ölçülerde kabul görmüş ve üzerinde ittifak sağlanmıştır,ÇERKES halkları hakkında yaptığı tespit üzerinde düşünülmeye değer diye düşünüyorum.

Dostlarınız arasında bir Çerkes varsa dünyanın en şanslı insanısınız…

Cemil Biçer


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorumlar kapalı.